Her kriz insana çok şey öğretir ! Krizde, insan kaynakları yönetimi en sancılı süreçlerden biridir. Tüm çalışanlar gözünüzün içine bakar, çünkü böyle bir ekonomik ortamda verilen ilk tepki şirketin küçülmesi ve işten çıkartma sürecinin başlamasıdır.
Acele Etme ! Bu süreçte acele edilmemesi gerekir, çünkü bu süreçte büyük emekler vererek uzmanlaştırdığımız ve şirket için çok değerli olan çalışanların da işten çıkarılmasına neden olabilirsiniz. Nitelikli eleman bulmanın zorluğunu unutmuş değilsiniz elbet… İşten çıkış öncesi yönetim olarak sorulacak sorulardan bazıları ? a) Maddi olarak ne kadar dayanabiliriz ? b) Alınabilecek tasarruf politikaları nelerdir ? - Elektrik, su, telefon, benzin gibi sabit giderler aşağıya çekilmeli, - Erzak, kıyafet vb. yan giderler iptal edilmeli, - Fazla mesai uygulaması kaldırılmalı, d.Maaşların sabit ve değişken olduğu yerlerde, sabit maaşa odaklanmalıdır. Bu uygulama ileride şirket içinde performans kültürünün de yaygınlaşmasına neden olacaktır.
Tüm bu önlemlere rağmen işten çıkarma durumunda kalıyorsanız ;
c) Nasıl bir işten çıkarma ve iletişim politikası uygulayacağız ? d) Olası bir işten çıkış sürecinde objektif olarak belirlenecek işten çıkış kriterleri nelerdir, kimler önce çıkartılmalıdır ? - Performansı kötü olanlar, - Emekliliği gelenler, - Yeni girenler mi ?
Klasik işten çıkış sürecinde genel olarak işten çıkartma kriterleri bunlar gibi görünse de performansı kötü olanların haricinde “Koruma Altına Alınabilecek” çalışanlar da var;
- Son 1 yıl içinde işe girmesine rağmen, şirket için potansiyel vaat eden çalışanlar, - Emekliliği gelmiş olmasına rağmen, bilgi birikimini yeni çalışanlara aktaracak olan deneyimli çalışanlar, - Maddi durumu daha kötü olan çalışanlar,
Bu son kriteri yazmak belki de haksızlık olarak değerlendirilecek, ancak maddi durumu kötü olan ( asgari ücrete çalışan, kirada oturan, ailede tek kişi çalışan, borcu olan vb.) çalışanları işten çıkardığınızda oluşabilecek toplumsal sorunları (aile içi şiddet, boşanmalar, intiharlar vb.) göz ardı etmemek gerekir. Bunu “toplumsal sorumluk” olarak değerlendirmek gerekir. Krizi Fırsata Çevirmek ! Mevcut kriz sürecinde, maddi olarak dayanma gücümüzü belirledikten ve kademe kademe çıkartılacak ön listeler tamamlandıktan sonra krizi fırsata çevirmek için “İyileştirme Faaliyetleri”ne odaklanılmadır. “Alt Yapı ve İyileştirme Projeleri” Kriz elbet kalıcı değildir. Kriz süreci ile birlikte büyüme sürecini de yaşayan şirketler, hızlı büyüme sonucunda bazı alt yapı sistemlerini kuramadıkları görülmektedir. Bu dönemde, İnsan Kaynakları Sistemleri gibi farklı alt yapı sistemleri kurulmalıdır. Çünkü, işler yoğunlaştığı dönemde sistemsizliğin faturası verimsizlik olarak karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca, iş yoğunluğu içinde fırsat bulamadığınız ve sizi verimsizliğe iten mevcut sistemler de gözden geçirilmeli ve şirket içinde “İyileştirme Takımları” kurularak iyileştirme çalışmalarında bulunmalısınız. Aşırı iş stresinin olmadığı bir ortamda, yapılacak iyileştirme projelerinde verimlilik sorgulamaları daha zihinsel açıcı olmaktadır. “Çalışanların Yetkinliklerini Geliştirme” Şirketlerin değerlerini belirleyen unsur fiziksel varlıklarından çok çalışanların bilgi birikimleri ve uzmanlık alanlarıdır. Dolayısıyla, çalışanlar sahip oldukları uzmanlık alanları ile şirket için en değerli varlıktır. Mevcut değerlerimize, değer katarak daha kaliteli ürün ve hizmet üretmek için çalışanların gelişmeye açık alanlarına kriz zamanında daha fazla odaklanmalıyız. Bu odaklanma, son yapılan performans değerlendirme sonuçlarına göre yapılmalıdır. Çalışanların hangi temel, teknik ve yönetsel yetkinliklerin geliştirilmesi gerektiği ortaya çıkartılarak çalışanların zayıf yönleri geliştirilmelidir. Kriz döneminde eğitim her ne kadar gider olarak görülse de, asıl gider iş yoğunluğu içindeki zaman maliyetidir. İş yoğunluğu içerisinde, çalışma saatlerinde yapılan eğitimler; a) Verimsizlikte sonuçlanmakta, çünkü çalışan eğitim esnasında eğitimin kendisinden ziyade yapması gereken işleri düşünmektedir. b) Maddi olarak işletmeye ek yük getirmektedir, çünkü çalışma saatlerinden sonra yapılan çalışmalar fazla mesai olarak şirkete yansımaktadır. Yukarıda sıralanan önerilerin yanı sıra krizi daha sancısız ve kolay aşmamız için “İletişimi” unutmamalıyız. İletişimle E Ele, Krizi Aşarız ! Tüm bu kriz sürecinde doğru kararlar vermek ve onların çalışanlar tarafından doğru algılanmasını sağlamak içim iletişimden asla vazgeçmemeliyiz. Kriz döneminde, insan hassas, endişeli, korkak ve narindir, dokunsanız ağlayacak gibidir. Dolayısıyla, şirket olarak iletişim politikanızı her zamankinden daha güçlü planlayın. Aylık bilgilendirme toplantılarını, haftalık toplantılara ve hatta gerekirse bireysel görüşmelere kadar detaylandırın. Çünkü, insan belirsizlikten çıkmak ister, kendisine yön gösterecek olan bir ışık arar. Bu ışık da kriz döneminde “iletişim”dir. Konuşa konuşa, paylaşa paylaşa korkularımızı, tedirginliklerimizi ve çözüm yollarımızı çalışanlarla birlikte aşmalıyız. Bizler her zaman iyi gün dostu olduk çalışanlarımızın gözünde, şimdi de öyle olacağız. |