|
Yönetim Hataları
Kurumsallaşmanın
temellerinin atılmamış olması, birçok bölümün sorumluluk ve
yönetiminin aynı kişide toplanması “çok şapkalı” yönetici sendromun
yaşanmasına neden olmaktadır. Özellikle 2. ve 3. kuşağın
sorumluluğunu üstlendikleri bölümlerin uzmanlık alanları olmaması
ve/veya bu konuda yeterince deneyim sahibi olmamaları tek elden ve
sağlıksız kararların çıkmasına neden olmaktadır.
Ayrıca görev
tanımları, yetki ve sorumlulukların net belli olmaması aile
bireylerinin aynı konu ile ilgili çalışanlara farklı kararlar
bildirmesi çalışanları ikilemde bırakmaktadır. Bu ikilem karşısında
“ Ama X böyle söyledi” cevabı aile bireylerinin kendi arasında
çatışmaya itmekte birlikte kararların alınmasını geciktirmektedir.
Ayrıca bu davranış tarzı çalışanlarda güvensizlik yaratmaktadır.
Aile
şirketlerinin insan kaynakları yönetimini zorlaştıran bir diğer
konu ise aile bireylerinin veya eş dost çocuklarının aynı çatı
altında çalışması. İşin gerekliliklerine sahip olmayan bireylerin
istihdam edilmesi, yapılan hatalar karşısında uyarı mekanizmalarının
yeterince etkin işlememesi gibi işin kalitesini etkileyecek birçok
soruna neden olmaktadır.
Küçük küçük
başlayan bu çatışmalar şirket yönetiminin geneline yansımaktadır ve
insan kaynakları üzerinde negatif etki yaratarak motivasyonsuzluk ve
güvensizliğe neden olmaktadır.
2. ve 3. Kuşaklar KRİTİK
Çoğu aile
şirketinin 3. kuşağa kadar gelememesi, 2. ve 3. kuşakların çok
kritik olduğunu göstermektedir. Peki neler oluyor da aile
şirketlerin çoğu bu süreci atlatamıyor.
Yukarıdaki ana
nedenlerin yanında 2. ve 3. kuşakların insan kaynakları ile ilgili
yönetim hataları yaptığı gözlemlenmektedir.
Genelde 1.
kuşağın işletmeyi kurarken çok zorlanmasına rağmen, bu zorlu süreçte
insan kaynağının manevi boyutuna
(güven,
motivasyon, hedef birliği vb.)
çok yatırım
yaptığı görülmektedir. Çoğu zaman 1.kuşağın çalışanlar tarafından
“Babamız”, “Ağabeyimiz” şeklinde tanımlandığı ve çalışanlar
tarafından çok sevildiği görülmektedir. Diğer kuşaklarda böyle bir
tanımlama görülmemektedir.
Kurucularının
çocukları veya torunları olan 2. ve 3. kuşak; iyi üniversitelerde
okumuş, küreselleşme ve sistem sahibi olma isteğine rağmen soyut
bazı sorunlar yaşamaktadırlar. Bu kuşaklar, her şeyin belli bir
sistematik içerisinde olmasını isterler ve sistemleri kurmaya çok
yatırım yaparlar. Ancak kurumsallaşmak ve sistemleri kurmak adına
insan faktörünü istemeden de olsa göz ardı etmektedirler. Çoğu zaman
masa başı yönetimi tercih etmeleri ve çalışanların seviyesine
inememeleri iletişim ve yönetim konusunda sorunlar yaşamalarına
neden olmaktadır.
2. ve 3. kuşak sistemlerin geçiş aşamalarında
bile sistemden taviz vermemek, kural ve prosedürleri eksiksiz
uygulamak adına insan kaynağına karşı esnek davranmamaktadır.
Kuralcı ve sert yaklaşımları insan faktörü üzerinde negatif etki
yapmaktadır. Güvensizlik ve güvensizliğin neden olduğu inançsızlık,
motivasyonsuzluk, hedef ve ekip çalışması eksikliği şirkette
sorunlarının belirmesine neden olmaktadır.
Yumuşak Geçişler Olmalı
Şahsi gözlemim
olmakla birlikte 1. kuşak işin teknik kısmına hakim iken işleri
büyütmesi 2. ve 3. kuşakların fazla sorun yaşamamasına neden
olmaktadır. Çünkü, 2. ve 3. kuşaklara kalan oturmuş olan işi daha
fazla geliştirmek için sistem üzerinde katma değer yaratacak
ilaveler yapmaktır. Ancak, büyüme ve gelişme süreci 2. ve 3.
kuşakların görevi olmaya başladıysa burada yaşanan deneyimsizlikler
şirketi zora sokmaktadır. Dolayısıyla kuşaklar arasındaki geçişler
mümkün olduğu kadar yavaş ve yumuşak olmalı. Küçük küçük
sorumluluklar verilerek 2. ve 3. nesillerin deneyim kazanmaları
sağlanmalıdır.
Kuşaklar hayatta
olduğu müddetçe işe hakimiyet ve yaygınlaştırma konusunda birlikte
çalışmalı. 1. kuşağın deneyimleri, diğer kuşakların bakış açıları
göz ardı edilmemeli. “Kontrol” - 1. kuşakta, “Yönlendirme” - 2.
Kuşakta, “Geliştirme ve Katma Değer Sağlama” 3. ve diğer kuşaklarda
olmalıdır. |