Devrimler hiç gerilemez.
Wendell Phillips
Son dönemde cumhuriyet adına organize edilen mitingleri sorgulayamadan edemedim. Çünkü işin özünde insan vardı; hangi hedef bu kadar çok insanı meydanlara topladı, nasıl bir coşku yaratıldı ve hangi önderin ilkeleri demokrasi adına tehdit görülen kararları engelleme gücünü buldu ?
İzlerken tüylerim diken diken oldu, yukarıdaki soruların cevabını ister istemez işletmelere uyarlamaya çalıştım, çünkü mesleğim insan kaynakları danışmanı. . Etkiliyor tüm bunlar insanı ve kendi kendinize soruyorsunuz; hangi işletme sahibi / yönetici şirket hedefini bu kadar açık anlatabilir ve tüm çalışanları arkasında bu coşku ile sürükleyebilir, şirketin iflasını öngören çalışanların böyle bir miting (grev) yapmasına izin verebilir ?
Yok böyle bir yönetici ! Olsaydı zaten şirketler çok daha hızlı yol alır, çalışan ve yönetim arasında kopukluk olmaz; motivasyon, ekip çalışması, katılımcı yönetim, kurumsal yönetişim gibi kavramlar ile bu açıklar kapatılmaya çalışılmazdı. Bu mitingleri etkili yapan Açık Hedef , Katılımcı Yönetim ve Atatürk İlkeleri (Cumhuriyetçilik, Halkçılık, Laiklik, Devrimcilik, Milliyetçilik, Devletçilik)’dir.
Bu mitinglerin başarı unsurları olan yukarıdaki üç etmeni işletmelerimize uyarladığımızda Vizyon / Misyon, Katılımcı Yönetim ve Kurumsal Yönetişim İlkeleri (Şeffaflık, Aidillik, Hesap Verebilirlik, Sorumluluk ) karşımıza çıkmaktadır.
Bizim Savaşımız
Kurtuluş Savaşı’nın hedefi ülkeyi düşmanlardan kurtarmaktı. Bu hedef sadece ordunun görevi değil tüm ulusun görevi olduğu bilinci insanlara anlatıldı ve refahın hangi ilkeler ile sürekliliğinin sağlanacağı M.K.Atatürk tarafından halkın çıkarına olacak şekilde tanımlandı. Bu felsefe, yapılan Cumhuriyet mitinglerini de başarılı kıldı. İşte bu felsefeyi, şirketin yönetim felsefesine uyarlamaya çalıştığımızda buradaki Açık Hedef, Katılımcı Yönetim ve Atatürk İlkeleri ile ortak hedefe hizmet ettiğine inandığım Misyon / Vizyon, Açık Hedef, Katılımcı Yönetim ve Kurumsal Yönetişim İlkeleri şirketin sürekliliği için sorgulanmalıdır.
Bizim şirketimizin açık hedefi kar etmek ve şirketin bu hedefi tehlike altına girdiğinde bunu kurtarmak sadece yönetimin değil çalışanların da görevi olduğu, birlikte fedakarlık yaparak başarılabileceği herkese anlatılmalıdr. Bu hedeflere ulaşmak için “Sözde Katılımcı Yönetim” adına kapalı kapılar ardında birkaç kişi tarafında alınan kararlar ve onların doğruluğu paylaşılmadan çalışanlardan fedakarlık yapılması istenemez. Başarı yolunda herkesin fikri alınarak, olası tehdit ve engellerin neler olabileceğini ve bunların nasıl aşılması gerektiği paylaşarak tek hedefe odaklanılır.
Başarı Yolunda Gizli İlkeler
Atatürk İlkeleri, cumhuriyetin sürekliliğini sağlamaktadır. Kurumsal Yönetişim İlkeleri (Şeffaflık, Aidillik , Sorumluluk, Hesap Verebilirlik ) ise bizim şirketimizin sürekliliğini sağlamaktadır.
Kurumsal yönetişimde asıl hedef, güven vermektir. Yönetim ve kontrol sistemlerinin; saydam, görünür, tutarlı ve çevresindeki tüm paydaşlara hesap verebilir nitelikte olmasını gerektirir.
Şeffaflık bir kurum için son derece önemlidir. Bir şeyin neden ve nasıl yapıldığının açık olması şirket içinde ve dışında şirkete karşı güveni artırır. “Neden?” sorularının yanıtsız kalması insanı şüpheye ve ön yargıya götürür.
Adillik ise tüm sistemlerin ve davranışların alt yapısında yatan temeldir. Kurum içinde, sistemler olmasına rağmen adil davranıldığına inanılmıyorsa orada güven sarsılır.
Sorumluluk İlkesi şirket içerisinde ve dışında şirketin sorumluluk bilinci ile hareket etmesi. Şirket içinde herkesin bir sorumluluğu olduğunu görev tanımları ile tanımlanmalı, çalışanlara yetki de verilerek her kademede katılımcılık yaygınlaştırılmalıdır.Şirket dışında şirketin sorumluluğu sadece doğal çevreye karşı değil, var olmasına neden olan herşeye karşı (devlet, yasa / prosedürler, eğitim sistemi, çalışanların bilinçlenmesi vb. ) sorumluluğu vardır.
Hesap Verebilirlik ise keyfi gibi görülen ama bilgilendirme olarak algılandığında yönetime daha sempatik gelecek bir ilke. Şirketin her yaptığının nedenini açıklayabilmesidir. Belki işverenler/ yöneticiler “Kimseye hesap vermek zorunda değilim” diyebilir ama bir gün de size hesap vermeden hareket edilebilir. İşte o zaman nedenlerini sorgulamak için zaman olmayacak, çünkü herkes kendi isteğine göre davranacak ve siz yalnız kalacaksınız.
Sizin İlkeleriniz
Mitingleri ve şirketleri büyük yapan; Açık Hedef , Katılımcı Yönetim / Paylaşım ve İlkeler’dir. Sizin de hayatta açık hedefleriniz, paylaşımcı fikirleriniz ve hayat ilkeleriniz olsun…
|